Türkiye'de dağcılığın tarihi 1800'lü senelerden başlar. Dinî kitaplarda "Nuh Tufanı" ile birlikte adı geçen Ağrı Dağı, günümüzde hâlen olduğu gibi, o tarihlerde de yabancı dağcı ve bilim adamlarının ilgisini çekiyordu. Bu ilgi ile, 9 Ekim 1829 târihinde Alman "Prof. Dr. Friedrich Von J.Parrot" tarafından B.Ağrı dağının ilk çıkışı gerçekleştirildi. Ağrı Dağı'na olan bu merak ile yabancı dağcıların ilgisi de zamanla ülkemizdeki diğer dağlara çevrildi. 1846 senesinde Alman Profesör "Karl Koch" Doğu Karadeniz Dağları Kaçkar zirvesine tırmandı. "W.Rickmer" 1894'te D.K.D.Altıparmak zirvesine, 1901'de "Dr.Franz Xaver Shafer" Aladağlar' da tespit edilememiş bazı zirvelerine ve 1931 senesinde de "Ludwig Sperlich" ve arkadaşı "Ludwig Krenek" Cilo-Sat Dağları'na tırmandılar. Asırlardır bu dağların eteklerinde yaşayan yöre halkından bu dağlara tırmanmış olanların kayıtları tutulamadığından dolayı, ne yazık ki ülkemiz dağlarının ilk çıkış unvanları yabancı dağcılara verilmek zorunda kalınmıştır.

Türk'lerin dağcılığa ilgileri ise, Prof. Ali Vehbi Türküstün' ün Fransız arkadaşları ile 30 Temmuz 1902'de, Alp Dağları'nın Mont - Blanc doruğuna tırmanarak beraberinde getirdiği Türk bayrağını dikmesi, Türkiye'de dağcılık sporunun başlangıç tarihi kabul edildi. Sonraları 1. dünya savaşında İtalyan cephesinde Avusturyalı bir dağcı birliğinin tatbikatını izleyen "Pertev Paşa", benzer bir birlik kurulmasını teklif etti. Ardından Avusturyalı dağcı "Albay Bilgeri", 5 subay ve 40 astsubaya temel dağcılık eğitimi verdi. İlk Türk tırmanışı (yerli halkın çobanları ve Osmanlı İmparatorluğu'ndaki seyyahlar hariç tutularak) 28 Ağustos 1924 tarihinde "Miralay Cemil Cahit Toydemir" tarafından 3917m.lik Erciyes Dağı tırmanışı kabul edilerek kayıtlara geçirilmiştir. Ülkemizde ilk dağ gezileri Uludağ’a düzenlenmiştir. 1925 yıllarında Galatasaray Lisesi’nde görevli yabancı uyruklu öğretmenlerin önderliğinde Uludağ gezileri düzenlenmiş, bunu sportif amaçlı dağ gezilerinin başlangıcı olarak kabul edebiliriz. Cumhuriyet sonrasında da Türk ordusu ile ilişkisini sürdüren "Albay Bilgeri", 1927-1928'de Türkiye'ye gelerek Isparta Eğirdir'de dağcılık kursları düzenledi. Bu çalışmalar sonunda 1928'de "Türk Dağcılık Cemiyeti" adı altında ilk dağcılık örgütü kuruldu. 1939'da ise Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü tarafından "Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu" oluşturuldu. . O dönemin en hareketli kayak merkezi olan Erzurum’da Halkevi bünyesinde yetişen ve öğreticilik yapan Haşmet Orbay, Mehmet Ali Dürüstel, Mustafa Subaşı, Lütfü Noyan, Zeki Özden ve İhsan Şafak kayak sporunun gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. 

1945 yılında Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu, Hakkari-Cilo dağlarını kapsayan özel bir dağcılık gezisi düzenlemiştir. Asım Kurt önderliğinde yapılan bu geziye Ankara Üniversitesi coğrafya bölümünden Dr.Reşat İzbırak yine Ankara’dan M.Uyanık, Dr.S.Örnektekin ve fotoğraf sanatçısı Şinasi Barutçu katılmıştır. 1947 yılında Dr.Süleyman Türkünal Cilo ve Sat dağlarını kapsayan ilk jeolojik etüdleri yapmaya başlar. 1948 yılında federasyonca Cilo ve Sat dağlarına gezi düzenlenir, bu geziye İst. Üniversitesi coğrafya bölümünden Dr.Sırrı Erinç’de katılmıştır. Dr.Sırrı Erinç 1949 yılında, Dr. İ. Yalçınlar ise 1951 yılında Kaçkar Dağları’na bilimsel amaçlı gezileri yapmışlardır. 1938 yılında Dr.Hans Bobek’ in Cilo ve Sat dağları, 1949 yılında Dr.Blumenthal’ın Büyük Ağrı Dağı ile ilgili yayınları Avrupa’da büyük ilgi görmüş ve ülkemiz dağlarına ilgiyi artırmıştır.1940-1950 yıllarında Ankara’dan R.Akın ve Kayseri’den M.Barut isimli öğretmenlerimiz dağcı olarak, Sarıkamıştan T. Alatlar ve Erzurum’dan S.Karakaş ise kayakçı olarak ün yapmışlardır. 

1950-1960 yıllarında Ankara, Manisa, Kayseri ve Erzurum gibi merkezlerde kulüpler kurulmaya başlandı. Aynı yıllarda Üstteğmen Şahap Atalay ile Binbaşı Adnan Doğu’da ünlü dağcılarımız arasındaki yerlerini almışlardır. Yine bu yıllarda amatör dağcı olan Erdal İnönü 1954 yılında Kayseri' li arkadaşı Necdet Nakipoğlu ile birlikte Erciyes’e tırmanmıştır. 1950-1960 yıllarının ünlü dağcıları arasında Manisa Tarzanı’da yeralmıştır. Bu yıllarda Manisa Dağcılık Klübünden Ertuğrul Dayıoğlu ve Halit Değirmencioğlu dağcılık sporunda önderlik yapmışlardır. Bu yıllarda spor adamı ve bestekar olan Gültekin Çeki’de yer almıştır. Gültekin Çeki 1954 yılında Büyük Ağrı’ya tırmanmıştır. Kuşkusuz 1950-1960 yıllarının lider ve yıldız dağcıları Dr.Bozkurt Ergör ve Muzaffer Erol Gez’dir. İki lider dağcı Türk dağcılığının gelişmesine ve örgütlenmesine en fazla katkıda bulunan kişilerdir. Bu dönemde Erzurum ve Sarıkamış birer pilot merkez haline getirilmiş ve kayak sporunun bölge gençliğine mal edilmesine çalışılmıştır. İlk kez bu dönemde Avusturyalı öğretmenlerin teknik gözetiminde Türk kayakçıları, olimpik ve uluslararası kayak öğrenim ve yarışma yöntemlerini öğrenmeye ve uygulamaya başlamışlardır. Gümüşhane’den Muzaffer Demirhan ve Dursun Bozkurt, Sarıkamıştan Mehmet Eroğlu, Cevdet Çakar, Osman Yüce ve Zeki Şamiloğlu, Erzurum’dan Tahsin Modoğlu, İhsan Çakır ve Orhan Barışık, Sivas’tan Kerami Sakarya ve Ahmet Giray bu dönemin yıldız kayakçıları olmuştur.

30 Ekim 1965 tarihinde Kayseri Hacılar'da taş duvarlı bir kahvede, dört saat süren bir görüşmede yapılacak işlerin sıralanması ve Dağcılık Federasyonunun kurulması kararı ile 21 Temmuz 1966 tarihinde ise Türkiye Dağcılık Federasyonu resmen kuruldu. . Federasyonun ilk başkanlığını L.Osman Çıkıgil 4 yıl süreyle yürütmüştür. 1943-1948 yılları arasında başkanlığı Nizamettin Kırşan ve sonradan Asım Kurt vekaleten yürütmüştür. 1948 yılında başkanlığa Asım Kurt atanmış ve 1966 yılına kadar bu görevde kalmıştır.
Daha sonralarında ise bu federasyon 1967 senesinde Türkiye Dağcılık Federasyonu ve Türkiye Kayak Federasyonu olarak ikiye ayrıldı. Sonraları Türkiye Dağcılık Federasyonu 1977 yılında UIAA'ya resmen üye oldu. 

1950'lerden sonra yurtdışından Türkiye'ye gelen İtalyan, Alman ve Polonyalı dağcılar özellikle teknik çıkışlarıyla dağcılık camiasında gündeme geldiler. 1955 senesinde "Adolf Mayer" ve "Alfred Duspiwa" Aladağlar'da 3615m.Kızılyar kuzey duvarına, 3756m. Demirkazık kuzeybatı sırtına ve 3510m.Direktaş kuzeybatı duvarına ilk çıkışları gerçekleştirdiler. Bu tırmanışları boyunca 47 değişik doruğa tırmandılar. "Bernhard Maidl" ve "Rudiger Steuer", 1962'de Cilo Dağları'na yaptıkları tırmanışla bir rekor daha kırdılar. 4135m.lik Uludoruk zirvesinin kuzey duvarının büyük buzul üzerinden yapılan ilk çıkışını gerçekleştirdiler. 1966'da Cilo Dağları'ndaki Göl Dağı (zirvesi olarak da geçer) kuzeydoğu duvarını ilk kez "Doug Scott" ve "Brian Watts" tırmandı. 1967'de "Martin Lutterjohann" ve "Herbert Zehetner" Cilo Dağları'nda zorlu bir çıkışla isimlerini duyurdular. Türkiye'nin en uzun ve zor duvarlarından birisi olan Uludoruk zirvesinin batı yüzünün ve Suppa Durek'in 4.060 metrelik doğu duvarının ilk tırmanışlarını gerçekleştirdiler. "Andrzeg Kus" ve "Andrzej Mroz" Uludoruk zirvesinin batı duvarındaki en teknik rota olan büyük çatlağı 1967'de çıktılar. 1969'da "Toni Fuchs", "lse Fuchs", "Muzaffer Erol Gez" ve "Servet Taş" tan oluşan Avusturya-Türk ekibi Cilo Dağları'nda Köşe Dürek'in doğu duvarına çıktı. Alman dağcı "Walter Kellerman" ve beraberindeki ekibi de B.Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu bölgesinde yer alan Ahora çukurundan 5137m.lik zirveye tırmandı (Günümüzde bu rota, solo olarak hâlen tırmanılamamıştır). B.Ağrı Dağı ilk Türk tırmanışı ise, fotoğraflı arşivlerden elde edilen bilgilere göre, 3 Eylül 1934 tarihinde "Yüzbaşı Rüştü" ve "Teğmen Bekir" kumandasındaki 13 kişilik bir asker kâfilesi ile gerçekleştirilmiştir (B.Ergör).

Takip eden 1970 'li yıllarda, Türk dağcıları da yüksek düzeyde teknik tırmanışlar ve kış tırmanışları yapmaya başladı. "Bozkurt Ergör" ve "Sönmez Targan" 3756m. Demirkazık zirvesine, "Yalçın Koç" 4135m. Reşko doruğuna ve Doğu Karadeniz Dağlarının 3932m.Kaçkar zirvesine, "Yalçın Koç" ve "Hüseyin Özbek" Aladağlar 3748m. Kaldı zirvesine ilk kış çıkışlarını gerçekleştirdiler. Ardından "Prof.Dr.Abdül Mecit Doğru" ve "Muzaffer Erol Gez", yüksek irtifâda insan fizyolojisi üzerine Türkiye'de bilimsel anlamda ilk tıbbî araştırmaları yaptıkları sırada, Ağrı zirvesinde 3 gün kalarak kırılması güç bir rekora imza atmışlardır (Bu günümüzde de hâlen kırılamamış bir rekordur). Daha sonralarında, Aladağlar'ın en yüksek doruğu olan Demirkazık zirvesinin batı rotası ilk kış tırmanışını gerçekleştiren "Ertuğrul Melikoğlu" gibi, ülkemiz dağlarının zor rotaları da Türk dağcıları tarafından başarı ile tırmanıldı. 1980'li seneler ise daha çok, dağcılığın en zor disiplini olan yüksek irtifa dağcılığındaki uluslararası başarılarımıza sahne oldu. 1989 yılında İran'da yapılan Devamend Tırmanışı'na katılan on dağcımız iki ayrı rotadan tırmanarak zirvede buluştu. O târihlerde Türkiye'de tanımlanmasında güçlük çekilen ve çok küçük bir camiâ içindeki insanlar tarafından yapılan dağcılığın bu günlere gelmesinde en büyük fedâkârlığı olan Türkiye Dağcılık Federasyonu Eski Başkanı "Prof.Dr.A.Mecit Doğru" (Mecit Hoca) 1980 yılında Kafkas'larda 5642m.lik Elbruz Doruğu'nun, 1983'te Pamir'lerde 7134m.lik Lenin Zirvesi'nin ve 1985 senesinde de Sovyet Rusya'sının en yükseği 7495m.lik Komunizma Zirvesi'nin ilk Türk çıkışlarını gerçekleştirdi ve 2 Kasım 1991 târihinde Erciyes Dağı'ndaki bir çığ fâciasında hayâtını kaybetti. 

Türkiye'deki ilk olimpik tırmanış ise 1992 yılında yapıldı. 24 Haziran - 1 Temmuz 1992 arasında gerçekleştirilen tırmanışa Almanya'dan davet edilen dağcılarla birlikte 14 dağcı katıldı. Amaca Doruğu (3588 m) ve Kaldı Doruğu (3734 m) olmak üzere iki doruk tırmanışı yapıldı. İlk tırmanıştan (1992'den ) sonraki yıllarda yapılan tırmanışlara ise uluslararası bir kimlik kazandırıldı. 

Bu başarılarımız aynı zamanda da ilk yurtdışı tırmanışlarımız oluyordu. Ardından "Alper Sesli" ile Afrika kıtasının en yükseği 5896m.lik Klimanjaro'nun, 1995'de "Ali Nâsuh Mahrûkî" ile Everest'in, 1997'de Cho Oyu, 1998'de Lhotse, 2000'de K2 ve 1996'da da "Dr. Feridun Çelikmen" ve "ile birlikte; tamamen Türk Malı malzemelerle K.Amerika kıtasının en yükseği 6194m.lik McKinley'in ilk Türk tırmanışları gerçekleştirildi.

1995'te Nasuh Mahruki, dünyanın damı olarak nitelenen Himalayalar'a tırmanarak, Everest'e ulaşan ilk Türk dağcı olurken Alper Sesli 5898 m yükseklikteki Klimandjaro'ya tırmandı. Aynı yıl Ağustos sonunda Dağcılık Federasyonu Başkanı Tayfun Tercan Kaçkar Dağları'ndaki tırmanış sırasında düşerek hayatını kaybetti.

Günümüzde, gelişen teknik ekipman ve bilgi seviyesinin artmasıyla kazâ ihtimâli en az seviyeye indirilerek, artık birçok dağa kalabalık sayılarda dâhi güvenli tırmanışlar yapılabilmektedir. Her şartta tedbirin elden bırakılmaması ve eğitimli ekipler kurularak yapılan tırmanış faaliyetleri ile günümüzde karşılaşılan ölüm oranları, geçmişte yapılan tırmanışlara göre çok düşük seviyelere indirilmiştir. Bunun sonucunda dağcılıkla ilgilenenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır